
At kardeşten yakındır. Sevildiğini bilir, unutmaz, yapılan şeyi hatırlar...
Kendini bildi bileli atlar yaşamında...
Suriye (Şam), Avusturalya ve Malezya (Kuala Lumpur ve Selangor)’da Türkiye’yi Jokey Kulüp adına temsil ediyor. Jokey Kulübü tarafından basılacak at bakıcılığı ile ilgili kitabın tahsislerini yapıyor. Çiftçilik, hayvancılık, atçılık hobi olarak devam ediyor…
İki bölüm birbiriyle irtibatlı iki giriş kapısı, iki tarafta da beşer oda… Cephede olan odanın biri lületaşı imalatında kullanıyor. 525 m2’lik bir (Yukarı Mahalle) Odunpazarı evi. Alanönü Mahallesi Bodurlar Sokak’ta… Bu evde tatlı günler geçirmiş Çıkıllılar… Tarihe bakacak olursak hâlâ korunan 300 yıla yakın el yazması bir tapu Eskişehir’in ne denli eski ailelerinden olduğunu ortaya koyuyor. Çıkıllılar’ın çok uzun yıllar önce ticaretle uğraştığına dair belgeleri duruyor yerli yerinde… 1926’larda Eskişehir Bankası’nın kurucuları arasında yer almaktan, 50’li yıllarda şehir dışında Kanlıpınar’da ilk benzinliği kurmaya… Şehre 70’li yılların başında güzide bir iş merkezi (Çıkıllı İşhanı) kazandırmaya…
Osman Çıkıllı ile konuşuyoruz tüm bu izleri… Peki şimdi eviniz kullanılır durumda mı? “Hayır” diyor, 2. sınıf tarihi eser kapsamında, üç dört senedir boş, tamiri için izin almak zor...
Gönül ve emek vermek çok başka yollara ve yolculuklara taşır insanları… Osman Çıkıllı’nın da gönül verdiği ve emek vermeyi sürdürdüğü, şartları oldukça ağır bir yolculuğu var. Bu yolculuğun başladığı yere ve zamana gidersek yine ilk cümlelerimizde aktardığımız bu büyük evin ahırlarında yaşayan ailenin atları… Kendini bildiğinden beri tanıyor atları… 1956’da Ankara Ziraat Fakültesi sınavlarını kazanacağı döneme kadar Eskişehir’de Turan İlkokulu, sonra “talebeler arasında ‘müstemleke’ olarak ifade edilen” Askeri Müze’nin olduğu binada ortaokulu kısmını ve o dönemin Lise’sinde (bugünkü Atatürk Lisesi) eğitim tamamlanıyor… Lisede Osman Çıkıllı, Kooperatif’ten sorumlu, izci grubunda aynı zamanda. İzci gurubu fotoğraflarında Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’i görüyoruz, aynı karede Cüneyt Arkın’ da (Fahrettin Cüreklibatur) var. Peki aynı dönem okumuşsanız nasıl bir öğrenciydi Yılmaz Büyükerşen diyoruz. “Benden bir iki devre küçüktür. Sanatla ilgiliydi. Okulumuzun radyosu vardı orada da görevliydi, okul radyomuz Eskişehir’e yayın yapardı o zamanlar” diyor.
Dönelim atlara… Osman Çıkıllı Eskişehir’de o dönemler at biner miydi? “Çerkez köylerinin düğünleri olurdu. Bayrak alınıp kaçılır bir başka yarışçı bayrağı alan yarışçıya yetişmişse bayrağı vermek zorundadır. Köye gidinceye kadar devam eder. Kızın gelin gireceği köye ulaşıldığında bayrak kimdeyse onda kalır. Bende birkaç tane var. Bayrak kumaş üzerine ayna ve tarak işlemeli bir mendile deniliyordu. “Çerkez köylerine ait o dönemde yaşatılan bir adetti… Ailemde de babam, amcam ve ağabeyim çok iyi binerlerdi.” Üç kardeşten ağabey Burhan Çıkıllı, en büyük olan ise Abla Mediha Ataç. Baba Hüseyin Bey pek tasvip etmiyor Osman Bey’in at merakını. Ancak 1955’te ilk tayını alırken yanında oluyor oğlu Osman Bey’in. O zamanlar ata isim verilmiyor. Tay, o zamanki isimle Çifteler Harası’nda ve haranın koyduğu isim 1854-Yıldız. 1957’de Ankara’da ilk yarışını kazanıyor. “İlk resmî olarak koştuğum ve kazandığım at o. 1955’den 1979’a safkan Arap koştum. Erman zamanın en iyi atlarındandı. (Eşim Güler’le sözlüyken erkek çocuğumuz olursa Erman, kız çocuğumuz olursa Gülman olsun demiştik. Bir erkek çocuğumuz oldu adını Erman koyduk onun ismi de buradan geliyor.) Martı, yeğenim Deniz’in ismine uygun diye. İngilizlere de Araplara da Türk ismi verdim.
Akasya’yı koşmadan sattım. O sürede 30-35 Arap atım oldu. Arap atçılığının dünyada yeri yok. Bütün dünyada resmî Arap atları koşusu da en fazla bizde yapılıyor. Arap Emirleri de İngiliz at koşarlar. Arap atlarının da hükmü kalmadı atın da. 1980’lerden itibaren, İngiliz atı koşmaya başladım. İlk satın alınan Serena. Bir arkadaşımla beraber yetiştirdiğim Ayışığı adındaki atım ilk yarışını kazandı. Biri Kraliçe Elizabeth Kupası diğeri Çaldıran Koşusu olan o yılın iki klasik yarışını kazandı. Gazi Koşusu’nda 3. Başbakanlık’ta 2. oldu. Yine yarı klasik olan Jokey Klup Kupasını kazandı. Kraliçe koşusunu kazandığımızda ben ümit ediyordum kazanacağımızı. Çaldıran Koşusu’nda tırnakları yaralıydı, jokey de değişmişti, yine de kazanmıştı… Bir yarışta 2. kapı geç açıldı bu nedenle kaybetti… Başbakanlık Yarışı’nda ise hiç olmayacak şey oldu… 1965’ten 1988’e hem ticaret hem damızlık civciv üretimi için Sazova’da dört arkadaşla bir tavuk çiftliği işletiyorduk. 1981 yılı Başbakanlık Koşusu için o sırada çiftlikte nöbetteyim beni aradılar. Akın’ı mı bindirelim, Ahmet Atçı’yı mı dediler. Ben de Ahmet Atçı binsin dedim. Ahmet Atçı bir rahatsızlık nedeniyle binememiş, Akın’a direktif veriliyor, Düzlüğü geçince seyirciye yönel, dışarı çık yarışı böyle tamamla deniliyor. Sen bırak boş alanda iç pisti 35 m fazla gereksiz koşup yarım boyla kaybet. İçerden gitmediği için yarışı kaybettik. İçerden gidilse Türkiye rekorunu kıracakmış Ayışığı… “ Atların hepsini aktarmak güç tabi… Ancak bu görüşme sırasında bir yavru tay haberi aldık… Bu tayın adı henüz bilinmiyor. Yarış atlarında orijine bakmak gerekir. Biz de yavru tayın orijinine bakalım ne vadediyor? Büyükanne adını verelim… Benimsin… Benimsin’in diğer yavruları Çıkıllı, Özde, Seninim, Şıpsevdi, Tutku. Bu gün doğan yavru tay. Benimsinin torunu Şıpsevdinin yavrusu… Şu anda benim üzerime hiç at yok. Oğlum Erman’ın üzerine 15 at var, hepsi İngiliz. Eşim de zaman zaman at sahibi oldu. 1976’da anneleri almıştık. 1977’de ilk üç tanesi doğmuştu… Osman Bey’in atçılık sektöründe başkanlık hariç girmediği boya yok… Bir ara at sahiplerine yalnız kendi atını imza karşılığı çalıştırma izni verilmişti. Ben de o imkânla kendi atıma antrenörlük yapmıştım. Jokey Yönetim Kurulu’nun 1998’deki seçimlerinde iki arkadaş aynı oyu alıyorlar ve Osman Bey yönetim kurulu üyeliğinden feragat ediyor. Türkiye Jokey Kulüp’ünün 6 sene Yüksek Komiserler Kurulu üyeliği görevini yürütüyor. O zaman Mahmudiye’de Rahvan At Yarışları’nı başlatıyor. 6 sene devam ediyor ancak sonra kalkıyor.
Safkan İngiliz Derneği’nde 2 sene bulunuyor, 6 sene yarış kurullarında hocalık yapıyor.. Ve hocalık… 2002 senesine gelindiğinde… “Ömer Faruk Girgin çok ısrar etti. Çocuklara istikbal temin edeceğimizi düşünmüyordum. Bu nedenle okullara karşıydım. Alt yapımız iyi olmadığı için. Seyis yapımız içine kapalı olduğu için. Dünyada çok az uygulaması var. Genel olarak usta çırak yetiştirme sisteminde kurulu bir yapı. İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi Meslek Yüksekokulu ve Kocaeli Üniversitesi Körfez Meslek Yüksekokulu’nda Atçılık İşletmeciliği derslerine eğitimler verdim.” Hocalık 6 yıl sürüyor. “Gelen çocuklar tamamen atçılıkta bilgisi yoktu, gazetelerden okudukları kadarı ile bakıyorlardı. Mezunlar hâlâ şu anda iş bulma sıkıntısı çekiyor. Birkaç tane mezun hipodromlarda antrenörlük yapıyor. Birkaç mezun da akademik tarafında yer alıyor. Bir üçüncüsü de Mahmudiye’de kuruldu. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Atçılık İşletmeciliği…
Türkiye’de şu anda üç üniversitede bu alanda eğitim veriliyor. Genelde usta çırak eğitimi hâkim. Fransa’da ustanın yanında uzun süre çalışmış gençlere yönelik sınav yapılıp 
paralı eğitim veriliyor. Bitirirken mezuniyet testi yapılıyor. Sonra öğrenci yardımcı antrenör oluyor.” Bu dönem Türkiye Jokey Kulüp Yönetim Kurulu Üyesi. “Kurulumuzda 116 kişi var ve yaş ortalaması 69. Aramızda 1916 doğumlu da var. 2 hanım üyemiz var. Bir tanesi dedesi de atçı en eski Esra Atma Özyiğit, diğeri milletvekili İnci Özdemir. İlk defa hanım jokey de bu dönem alındı.” Kurulun çalışmalarına bakacak olursak hayli yoğun bir tempo var. Bu sene İstanbul’da pistler değişiyor. İstanbul’da yarış yapılmıyor. Bursa’da yapılıyor. Şu anda Türkiye’de 7 hipodrom var. Adana, Ankara, Bursa, Elazığ, İstanbul, İzmir, Şanlıurfa… 8’incisi de Diyarbakır’da Eylül ayının 2. haftası devreye girecek.
Mahmudiye idman merkezi haline geliyor.” Esasında İstanbul, Ankara gibi
koşu kanununa uygun statüdedir. 2008’de 528 gün koşu yaptık. Bazı günler hem gece hem gündüz. İlk defa 2007’de gece koşularına İzmir’de başladık. 2008’in 28 Temmuz’unda İstanbul’da ışıkları yaktık. Ağustos’ta geceleri koşuya başladık. Satamadığınız için dış pazara açılamıyorsunuz. 5 bine yakın koşan, gerisinde 10 bin at var. 30 bin aile atçılıkla geçiniyor. At yarışlarından alınan gelirin %50’si devlete gider. % 26’sı at sahibine gider.. Bütün Türkiye’deki atlar sizin olsa bütün ikramiyeleri yine siz kazansanız yine de zarardasınızdır. Acaba Osman Bey hiç at yarışı bahsi oynadı mı merak ediyoruz. Oynamadım atım hep oldu. Bir aralar takip ediyordum. At yarışı kumar mıdır? Değil midir? Bu soru çok tartışılır… Karşınızda bir rakibiniz yok. Bilginiz çıkıyor öne. Atları doğru tespit ediyorsanız, aile bütçenize zarar vermiyorsa oynanabilir. At yarışları oynamak, sigara kullananlar için en fazla bir sigara parası, kullanmayanlar için en fazla bir kola parası kadar olabilir Ve sadece eğlence olarak.
Osman Çıkıllı… Kendini bildiğinden beri tanıyor atları… Suriye (Şam), Avusturalya ve Malezya Kuala Lumpur ve Selangor’da Türkiye’yi Jokey Kulüp adına temsil ediyor. Jokey Kulüp tarafından basılacak at bakıcılığı ile ilgili bir kitabın tahsislerini yapıyor. %99 önümüzdeki dönem Türkiye Jokey Kulüp Yönetim Kurulu’nda görev almayacağını düşünüyor.
Çiftçilik, hayvancılık, atçılık hobi olarak devam ediyor…
(8 Oylar)


