Erol Aykan

e-Posta Yazdır
Paylaşın:
Digg
 

 

Akan bilgiyle yarışan adam

EROL AYKAN

Röportaj: Sibel Erenoğlu

Fotoğraf: Özcan Töral

 

- HARABE…
- BARIŞIN RUHU…
- BENİM ADIM CEM    KARACA…
- YEDİ GÖLLER…
- EŞŞEKLER GİBİ   SEVİYORUM...

 

Eşine açtım telefonu, “Benim adım adım Cem Karaca, Cem Karaca bindik gittik dört kollu araca, bindik gittik imamın kayığına…” şarkımı dinlettim. Aaa Cem bunu ne zaman yapmış”dedi.
Kurtalan’a gönderdim… “Biz gideli bakalım neler olmuş. İstanbul’a baktım sislerin içinden, arkasına düştüm rüzgarın peşinden, döndüm baktım evim barkım darmaduman olmuş. Bahçemin çiçekleri duvarları solmuş. Ben gideli size ne olmuş Haydaaaaa. Kurtalan gider, anılarım gider. Sevenlerim ara sıra beni yad eder. Bir acı şarkı bestelerim şimdi, melekler bana vokal eder… Haydaaaaa…” Kurtalan, “Bunun telifi ne olacak abi” dedi. Telif Barış’a mı kalacak sana mı?
TRT’ye belgeseller için New age tarzı müzikler yaptım. Bunları o zamanın dijital ortamında yapıp gönderiyordum. Bana şöyle bir eleştiri geldi TRT’den .
“Çok beste gönderiyorsunuz bunalıyoruz”. Ben tek başıma yapıyorum bunalmıyorum bir de sekreterlik yapıyorum. Üzülüyorlardı bir sürü sazı bir araya getirdiğimi ve çok masraf yaptığımı sanıyorlardı. Bu bestelerden 90 tanesini İstanbul’da Kalite Müziğe götürdüm. Basmak istediler ancak benim yaptığıma inanmadılar. Eskişehir’de toptancı Ziya Amca vardı. Ziya Amca Kalite Müzik’ten tanıdıkları vardı. Bu müzikleri benim yaptığımı söyleyince Yedi Göller adlı kasetim çıktı.

 

 

ESKİŞEHİR’DEN  MÜZİĞE AÇILAN PENCERE…


“Eşşeklerrrrr gibi seviyooorrruuumm…”adlı şarkısıyla müzik dünyasına ismini Eskişehir’den yazdırdı. Erol Aykan, Türkiye’de gönüllere taht kurdu. 
Aykan, bilginin hızla aktığı çağımızda, her gelen anda milyonlarca bilginin geçtiği internet dünyasında fenomen olmayı başardı.
Birbirinden mükemmel bestelerini hızla üreten Erol Aykan’a yetişmek zor! Bu çağda, internet dünyasına böylesine isim kazımak büyük başarı… 
Şarkılarının çoğunlukla güfte, beste, vokal, solist, eşlik, aranjör, kameraman, yönetmen vb. klip çekimin sürecinde olması gereken ne varsa hepsini kendisi yapıyor… A’dan Z’ye hızla tamamladığı çalışmasını internet dünyasından derhal pazara sunuyor…  Video paylaşım sitelerinde you tube, dailymoiton, facebook’a eklenen Aykan, sadece you tube’da son dört ayda 400 bin kez izlenmiş ve beğeni toplamış…

“Eşekler Gibi Seviyorum” şarkısı Aykan’ın bugün sadece bilinen tarafı…

EROL AYKAN’A RASTLAMAK…


İnternet fenomeni Erol Aykan’a çok sık rastlarsınız.  Eskişehir’de Hamamyolu’nda, Yediler’de, Yunusemre Caddesi’nde, Köprübaşı’nda, İsmet İnönü’de, Cengiz Topel’de…
Sokak hayvanlarını beslerken görürsünüz Aykan’ı. Sadece beslemez konuşur da ve çok sever...  Hasta iseler tedavisi ile ilgilenir… Bu sokak hayvanlarının, bazen birbirlerinden Aykan’ın sevgisini kıskandıkları bile olur. Aykan, bisikleti ile son sürat kültür sanat faaliyetlerine, sosyal sorumluluk çalışmalarına doğru yol alır. Arkadaşlar, dostlar ziyaret edilir. Sultan Çayevi’ne, Söğütlüler Lokali’ne ve EKM’ye mutlak uğranılır. Çevre Derneği, Hayvanları Koruma Derneği, Kent Konseyi… Her gün mutlaka kurucu üyesi olduğu Sinema Derneği çalışmalarına katılır. Bir yandan da  Kadının Sesi Gazetesi’ndeki köşesine çalışmalar yapar. Diğer yandan yaptığı radyo röportajlarını Florida Türk Radyosu’na yollar…
Bu arada yüreğindeki kocaman sevgi bulutu ondan aşmıştır… Aklında ise hep sanat vardır, en çok da müzik… Bir an önce beste yapmalıdır. Beste yapmakla bitmez, vokallerini de kendisinin seslendirdiği stüdyosuna girer, şarkısını bir an evvel klip olarak işler ve derhal internet alanında paylaşır… Hal böyle olunca Eskişehir’de demek yanlış olur, Erol Aykan’a her an her yerde rastlama olasılığınız çok yüksektir.

 

Müzik dünyasına adını Eskişehir’den yazdıran, Aykan’ın Dünyada, Türkiye’de, Eskişehir’de ilkleri var. Bu ilkler Aykan’ın yüreğinden aşan sevgi bulutundan düşen damlalar…
İşitme Engelli Öğrenciler’e müzik öğretmenliği yapmak, Dünyada bir ilk.
Demonte uçurtma dünyada yapılıyor. Ancak Türkiye’de bunu Erol Aykan’dan başka yapan yok. 60 yaşında Yetenek Sizsiniz programına katılıp seyircileri ve programcıları coşturup şarkının sözlerini tek söylemede belleklere kazıdıktan sonra ikinci şarkı isteğini de alıp sonra yarışma formatına uymadığı için elenmek de bir ilk olsa gerek… Daha bir de üstüne en çok izlenen olduğunun delili Surviver Yarışması finalinde Kıbrıs’ta yapılan programa davet edilmesi de cabası…

Eskişehir’deki ilklere gelince, Son Olay gazetesinde ilk müzik sayfasını yapan da Aykan. Ar Dersanesi’nde ilk gitar kurslarını başlatan yine Aykan.
Kalabak Su, Ah Çiğbörek, Lületaşı şarkıları ile Eskişehir’in değerlerini koruyarak şarkılarında yücelten de yine Aykan… 
Dünyada Beatles çıkmış… Avrupa karışıyor, dünya karışıyor... Eskişehir de nasibini almış…
O yılların “daima genç kalmaya kararlı” gençleri derhal, saçlarını uzatıp, gitarlarını boyunlarına asıp Namık Kemal İlkoklu’nda, sahne almışlar… İşte bu gençlerin kurduğu grup Jüpiter Kenteti. Aykan, ilk olarak Eskişehirliler tarafından 66’da Jüpiter Kenteti grubunun gitaristi olarak tanınıyor. Büyük Sinema’da devam ediyor Jüpiter Kenteti’nin konserleri. Sonra Belediye Aile Gazinosu’nda “Bizim Çocuklar” grubunda devam ediyor.
Bu gün kime sorsanız Eskişehir’e aşık olduklarını söylerler ya!… Aykan öyle kuru kuru sevmemiş Eskişehir’i. Eskişehir’in değerlerini güfte ve bestelerini yaptığı şarkıları ile albüm yapmış, klip çekmiş.  “Ah çibörek, çibörek,  Tatar da kızını bir görek…”, “Ah lületaşı güzeli… Aşkım sana ezeli…”, “Şapladın, şapladın şapladın gali…”, “Yedilerde, Adalarda gezelim Fatma çekirdeğin çöpünü yerlere atma…” şarkılarında ölümsüzleştirmiş…  Harabe ilk şarkısı Aykan’ın. Barış Manço almak istemiş Harabe’yi. Ancak bir anlaşmazlık olmuş ve kalmış. O yıllarda Barış Manço “Senin İstanbul’da olman gerek” demiş. Aykan Eskişehir’de yaşamı seçmiş.
Son sürat üretken Aykan’ın, bir de  “Çocuk Şarkıları” kitabı olduğunu öğrenince hele bir de kitabta, yayın ve telif haklarını İşitme Özürlü Çocuklar Eğitim ve Araştırma Vakfı’na bağışladığını görünce sözü İşitme Özürlü Çocuklar Eğitim ve Araştırma Vakfı Başka’nı Seyhan Büyükerşen’in ön yazısına bırakmak düştü.
“Erol Akyan, yıllardan beri, işitme engelli çocukların sessiz dünyalarını müzik sesi ile tanıştırıp renklendiren mütevazı İÇEM ustalarımızdan biridir.
İÇEM’deki müzik hocalığı onu, kendisini kurtaramayacağı bir dünyanın, çocuklar dünyasının mutlu esiri haline getirmiştir.
Tüm müzik uğraşısı, güfteleri, besteleri hep çocuklar içindir. Çocuk şarkıları gibi ülkemizde kıtlığı yaşanan bir müzik türünün bu inatçı üreticisinin kitabını yayınlamakla, vakfımızın önemli bir hizmeti daha yaptığına inanıyor ve Erol Aykan’ın bu eserini, daha pek çok eserlerinin takip etmesini diliyorum.” Seyhan Büyükerşen.
İşitme Engelli Öğrenciler Merkezi (İÇEM), Müzik Öğretmenliği’nden emekli olan Aykan bir beste fabrikatörü. 62 yaşında, asla vazgeçmeyerek “Yetenek Sizsiniz” programı ile  “ Eşekler gibi seviyorum “ şarkısını tüm Türkiye’ye söyletmeyi başardı. Yaşamda karşılaşılabilecek tüm olumsuzluklara bir çırpıda format atmayı başaran, teknolojiyi, sanatın ortasına yerleştiren Aykan müzik dünyasına adını Eskişehir’den yazdırdı…

Aykan aynı zamanda MESAM üyesi.


- Peki Sayın Aykan ilk bestenizi ne zaman yaptınız?
“İlk beste Harabe. 19 yaşımda yapmıştım. Barış Manço aldı benden Harabe’yi. Barış Manço son dörtlükte değişiklik yapmak istedi. Bir anlaşmazlığımız oldu öyle kaldı. Barış Manço bana “senin yerin İstanbul” demişti. Harabe’de yakaladığım yoğun frekansı hala aşamadım. Bütün besteciler Saba makamında, tasavvuf ögeler taşıyan Harabe’nin üstüne çok düştüler. 

-Albüm yaptınız mı hiç? Türkiye’ye kazandırdığınız eserlerinizi anlatır mısınız?
Atilla Atasoy’la kaset yaptım. 1991’deki kasette bir bestem var.
Serap Mutlu ile long play çıkardık. Mithat Körler’le bir plak çıkardık. O plakta iki bestem var. Eskişehir’in Çibörek, Kalabak Suyu, Lületaşı konularında folklorik besteler yaptım. Bu alanda şehrimize literatürde olmayan bestelerini kazandırmış oldum. Grup Eskişehir adındaki grubumuzla Kemal Gültekin, Zerrin Gültekin’le bu türkülerin kliplerini yaptık. Televizyon kanallarında yayınlandı. Eskişehir’li Aşık Nurşah’ın türkülerini aranje ettim. Bu çalışma sırasında Mesam’a da kayıt olduk. Bestelerimizi kimse alamaz, çalamaz.
Yedigöller adlı kasetim var. TRT’de fon ve film müziklerim var.

 


-Siyasetçiler için yaptığınız çalışmalar oldu mu?
Oldu tabii. Ancak dönüş olmadı. Son dönem benim gibi internet fenomeni olan “Tekel Savaşçısı Ahmet Abi” olarak yayılan “Eskişehir Bağımsız Milletvekili Adayı Ahmet Yılmaz için “Tek yılmaz Ahmet Yılmaz” adlı çalışmayı yaptım. Bir de klip çektik. Ahmet Yılmaz’la tanıştığımız sırada gitarım da yanımdaydı. Şarkı oradaki konuşmalarımızdan hemen ortaya çıktı. Seçime çok az bir zaman kala karşılaştığımız için hemen orada klibini de çekip internette paylaştık. Ertesi gün ulusal gazetelerde, televizyonlarda klipten söz edilmeye başlandı.


- Hızla beste yapmaya ve klibini de çekerek yayınlamaya devam ediyorsunuz. Bu hızınızı neye borçlusunuz?
“Müzik ve ritm çalışmaları herkes için lazım.
Ben meditasyon yapıyorum.Yaptığım tüm beste ve sanat çalışmalarımda bu ögeleri işliyorum.
Cem Karaca, Mavi Işıklar, Barış Manço ile o dönemde arkadaşlığımız oldu. Kendilerine bazı önerilerim olmuştu. Atilla Atasoy’la da Eskişehir’de İsabella vardı Hasan Dağ’ın. Şu anda Monte Bar’ı işletiyor. Atilla Atasoy, Hasan Dağ’ın askerlik arkadaşı. Biz Atasoy’a eşlik eden grup olarak tanıştık. Türk Sanat Müziği’ni önermiştim. O zamanlar bana gülmüşlerdi. 10 yıl farkla buna başladı. Sonra ona yapması gereken başka şeyler de önerdim. Şiir kaseti yapmasını önerdim. Sanatçılara pek çok önerilerim olmuştu. Tüm bu sanatçılara verdiğim bu taktikleri topladım kendim yaptım. Baktım ki Türkiye’de tutuyor.   
Çocuklarla çalışırken İÇEM’de hobilerimi de geliştirdim. Uçurtma yapımına böyle başladım. Tatillere gittiğim yerlerde rüzgar vardı, ben vardım. Mikro, makrolar boy boy uçurtmalar yapıyorum. En önemli özelliği demonte olması bu uçurtmaların.
Mithat Körler bize heves ederek başlayanlardan bunu kendisin de söyler. Bana geldi ve TRT’ye çıkmak istediğini söyledi. Ben Şair ve Avcı Aziz Bolel’i tanıyordum. Aziz Bolel’in Gören Gözlerim adlı şiirine beste yaptım. TRT denetiminden geçmek çok zordu o zamanlar. Bir sürü çabamıza rağmen geçmedi. Tekrar tekrar kayıtlar yaptırdık. Uğur Dikmen (Cem Karaca’nın aranjörü) yapmıştı kayıtları. Aziz Bolel sponsor oldu. Mithat Körler’e taktikler verdim ve TRT’ye çıkmayı başardı.


O yıllardan sonra sanatçılara eserler vermeye devam ettim.
Güz İndi adlı parça bir insana devamlı gençliğin gelmesini anlatan bir yapı var. Bunu Dede Efendi’de bile göremezsiniz. Atilla Atasoy’a verdim.
Kanal 26’da çalışmaya başladığımda, Spiker arkadaşım Yasemin şarkı sözleri verdi bana. O dönemde yapmıştım Eşekler Gibi Seviyorum. Yarışmaya gideceğim zaman zamanı gelmişti. Ben zamanın biraz öncesinde gidiyorum. 
Okuyacak birini bulamayınca mecburen solist oldum, kendi kendime vokalist oldum, bayan vokalisti bile kendim söyledim. Aranjör bulmak da zor Türkiye’de.  Aranjörlüğümü kendim yapmaya başladım. Bunları yaparken baktım ki,  kendimi ifadelendirmek için görsellik lazım. İyi bir kamera aldım. Çekecek birini bulmak da zor. Çekimleri de  kendim yaptım. Besteleri ile aranjeleri ile  klibini de  çekip günde 2-3  çalışma tamamlar hale geldim.
Emekli olunca, yapamadığım geri kaldığım taraflarımı geliştirdim. Resim kurslarına başladım. 50 yaşımda paten kursuna gittim. 50 yaşımda 4 kez bıraktığım yüksek öğretimimi süper öğrenme metotlarını kullanarak tamamladım. Tüm bunları yaparken yoganın çok faydasını gördüm. 
İçinizdeki güzel enerjiyi ortaya çıkardığınız zaman insan güzel işler yapabiliyor.

 

 

Portre 10 dakika


(9 Oylar)
 

 222 233 09 88  
 10dktv@gmail.com