Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu

e-Posta Yazdır
Paylaşın:
Digg
 

20. yüzyıl önderler yetiştirdi… Mahatma Ghandi, Yaser Arafat, Mao, Stalin, Cinnah, Kennedy… Vatanının Kurtuluş mücadelesi ile 20. yüzyıla damgasını vuran en büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’tür. 21. yüzyılın ilk on yılı biterken, geçen yüzyıldan halkı için mücadele vermiş yaşayan üç lider var… Nelson Mandela, Fidel Castro ve Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu…

 

Sovyetler Eğitimini tamamlamasına İzin vermedi

İki kere yüksek öğrenim girişiminde bulundu. 1959 yılında Taşkent Üniversitesi Arap Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne girmek için müracaat etti. Ancak “Kırım Tatarlarını, yani Sovyetlere sadık olmayan bir milletin mensuplarını bu fakülteye almıyoruz” diyerek reddedilmesi üzerine bir fabrikaya işçi olarak girdi. İkinci girişiminde 1962 yılında Taşkent Ziraat Mekanizasyon ve Sulama Enstitüsü’ne yazıldı. Ama üç yıl sonra KGB’nin isteği üzerine “Milliyetçi, Komünist Parti ve Sovyet Devleti aleyhine propaganda yapmak ve yazdığı, Kırım’da XIII-XVII. Yüzyıllarda Türk Medeniyeti adlı makalesini enstitü talebeleri ara-sında da-ğıtmakla” suçlanarak okuldan atıldı.
Kırımoğlu yıllar sonra Eskişehir Osmangazi Üniversitesi tarafından verilen Onursal Doktora töreninde yaptığı konuşmada ailesinin Kırım’da diğer aileler gibi kendi ailesininde iyi bir eğitim alması için büyük fedakarlık yapmasına rağmen, Sovyetler Birliği zamanında verdiği mücadele nedeniyle okumasına izin verilmediğini belirtti.

 

Törendeki konuşmasında şunları söyledi:

“Kırım Tatarları için verilen mücadelede en çok özen gösterdiğimiz konu kan dökülmeden demokratik yöntemlerin kullanılması ve kimsenin zarar görmemesidir. Kırım Tatarları için verilen mücadele süresince Sovyet yönetiminin baskıları, sürgün ve hapis cezaları yüzünden, girdiğim üniversitelerde eğitimimi tamamlamak nasip olmadı. Bazen annem ve babamın emeklerini boşa çıkardım mı acaba diye kendime soruyorum. Ancak annem ve babam sağ olsaydı Kırım Tatarlarının yoğun yaşadığı, adeta ikinci vatan olarak gördüğümüz Eskişehir’deki böylesine seçkin bir üniversiteden doktora unvanı verilmesinden büyük onur duyarlardı.’’

 

ESOGÜ Onursal Doktoru Kırımoğlu

ESOGÜ Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü ile Türk Dil Kurumu’nun birlikte düzenlediği “Uluslararası Tatar Türkçesi Sorunları Sempozyumu” öncesinde, ESOGÜ Senatosu’nun 19 Ağustos 2009 tarihli kararı ile, Kırım Tatar Milli Meclis Başkanı Abdülcemil Kırımoğlu’na “Sovyetler Birliği döneminde; sürgündeki Kırım Tatar Türklerinin anavatanlarına dönmeleri için Kırım Tatar Milli Hareketini başlatarak Kırım Tatar-Türk halkının haklarının iadesi uğruna kan dökmeden sürdürdüğü mücadelesi, pek çok defalar kovuşturmalara ve hapis cezalarına maruz kalmış olmasına rağmen, yılmadan hak ve özgürlük mücadelesini sürdürmesi nedeniyle “Onursal Doktora Ünvanı” verilmek üzere davet edildi.
12 Ekim 2009 Uluslarası Tatar Türkçesi Bilgi Şöleni açılışında Türki Cumhu-riyetler’den katılan konuk akademisyen ve misafirlerin aralarında bulunduğu bir törende Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’na Onursal Doktora cübbesini ESOGÜ Rektörü Prof. Dr. Fazıl Tekin giydirdi ve Onursal Doktora beraatını verdi.
Törene Eskişehir Valisi Mehmet Kılıçlar, AK Parti Eskişehir Milletvekili Nedim Öztürk, Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın, Odunpazarı Belediye Başkanı Burhan Sakallı, Eskişehir Kırım Türkleri Kültür Yardımlaşma Derneği Başkanı Mesut Ör, Kırım Tatar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fevzi Yakubov ile çok sayıda dekan, bölüm başkanı, akademisyen ve öğrenci katıldı.
Vali Kılıçlar, konuşmasında buradaki en önemli konunun Kırımoğlu’nun ve Kırım tatarlarının hiçbir zaman teröre ve şiddete başvurmaması olduğunu ifade ederek, “Kırımoğlu bütün mücadeleyi yasal ve meşru zeminde yapmaya çalıştı’’ dedi.
Tüm dünyada ülkesi, insanları ve milleti için mücadele veren insanlar bulunduğunu belirten Kılıçlar, şunları söyledi:
“Ancak mücadeleyi bu şekilde, insan haklarına saygılı, yasal zeminde sürdürmek çoğu insanın harcı değil. Bunu günümüzde yaşadığımız acılardan da biliyoruz. Bir gecede binlerce kişi yurtlarından ayrılıyor, sürgüne gönderiliyor, 200 bin insanın üçte biri 6 yılda yok oluyor. Bu bir soykırım değil mi? İnsan hakları savunucuları denilince akla Nelson Mandela, Gandhi geliyor. Bize göre günümüzde yaşayan en büyük insan hakları savunucusu, bu onurlu mücadeleyi şerefli bir şekilde yürüten Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’dur. 1959 yılında kendisine Kırım Tatarları’ndan, Sovyetlere sadık olmayan millete mensup olduğu için üniversitenin kapıları kapanmıştı. Bugün o kapıları ESOGÜ açtı, kendilerine çok teşekkür ediyorum.’’
“En çok demokratik mücadeleye özen gösterdik” diyen Kırımoğlu konuşmasında Milli mücadelelerde eğitimin, demokratik tutumun ve diplomasinin son derece önemli olduğunu ifade etti.

 

Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu

Arkadaşlarıyla birlikte, 1987 yılında Kızıl Meydan’da Sovyet tarihinde benzeri görülmemiş Kırım Tatar gösterilerini organize etti. Bu gösteriler, Sovyetler Birliği’nde yankı yaptı ve dikkatleri Kırım Tatar meselesine çevirdi, Kırım Türkleri’ne Özerk Kırım’ın yolunu açtı.

13 Kasım 1943 yılında Bozköy'de doğdu. Babası Abdülcemil ve annesi Mahfure, Stalin döneminde Sudak'ın Ayserez köyünden "Kulak", yani zengin aile çocukları oldukları gerekçesiyle Urallar'a sürüldü. II.Dünya Savaşı esnasında gizlice Kırım'a dönen aile Kırım'ın çöl bölgesindeki (Kırım'ın kuzeyde kalan ovalık bölümüne verilen ad) Bozköy'e yerleşti.
Aile Özbekistan'ın Andican bölgesine sürgün edildi. Çocukluğu burada bir köyde geçen Kırımoğlu ailesi ile 1955 yılında Taşkent yakınlarında bir kasabaya yerleştiler. 1959 yılında Rus dilinde orta öğretimini tamamladı ve Taşkent Üniversitesi Arap Dili ve Edebiyatı Bölümüne girmek için müracaat etti. Ancak “Kırım Tatarları’nı, yani Sovyetlere sadık olmayan bir milletin mensuplarını bu fakülteye almıyoruz" diyerek reddedilmesi üzerine bir fabrikaya işçi olarak girdi.
1961 yılında arkadaşlarıyla birlikte "Kırım Tatar Millî Gençlik Teşkilatı"nı kurdular. Bir kaç hafta sonra teşkilatın liderleri tutuklandı, Kırımoğlu işten çıkarıldı. 1962 yılında Taşkent Ziraat Mekanizasyon ve Sulama Enstitüsü'ne yazıldı. Ama üç yıl sonra KGB'nin isteği üzerine "Milliyetçi, Komünist Parti ve Sovyet Devleti aleyhine propaganda yapmak ve yazdığı “Kırım'da XIII-XVII. Yüzyıllarda Türk Medeniyeti adlı makalesini enstitü talebeleri arasında dağıtmakla" suçlanarak okuldan atıldı.
Enstitüden atıldıktan sonra askere çağırıldı. "Benim milletimi yok sayan, tanımayan bir devlete askerlik yapmam" diyerek Kızıl Ordu'da askerlik yapmayı reddedince tutuklandı ve 1,5 yıl hapse mahkum edildi.
1968 yılında Sovyetler Birliği'nin Çekoslavakya'yı işgalini protesto eden Moskova'daki bir grup cesur aydın arasında o da vardı. Bunun üzerine Sovyet Devleti aleyhine faaliyette bulunmak, Kırım Tatarlarının vaziyeti ve onların hakları hakkında mektuplar ve makaleler yazarak Sovyetler Birliği'nin millî siyasetini lekelemekle suçlanarak 1969 yılında yakalandı ve tutuklandı. Aynı suçlamalarla, Moskova'da yaşayan yahudi şairi İlya Gabay ve II. Dünya Savaşı'nın ünlü generallerinden Piyotr Grigorenko da tutuklanarak Taşkent'e getirildi... Kırımoğlu ve İlya Gabay 3'er yıl hapis cezasına mahkum edildiler.
Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu 1974 yılında üçüncü defa tutuklandı ve 1 yıl müddetle Sibirya'da ağır şartlı çalışma kampına sürgün edildi. Cezasının bitimine üç gün kala kamp arkadaşlarına ve akrabalarına yazdığı mektuplarla Sovyet Devleti'ne karşı propaganda yapmak ve iftira etmek gibi suçlamalar ile hakkında yeni bir dava açıldı. Bunun üzerine açlık grevine başladı. Açlık grevi 303 gün sürdü. Açlık grevi boyunca zorla ve darp altında beslendi. Ünlü fizikçi Andrey Saharov, General Piyotr Grigorenko gibi Sovyet aydınları ve insan hakları savunucuları onun serbest bırakılmasını talep etmeleri ve bu maksatla Birleşmiş Milletler'e, dünya kamuoyuna, İslam dünyasına, insan hakları kuruluşlarına yazdıkları müracaatlar, mektuplar ile Kırımoğlu'nun adı ve Kırım Tatarları’nın meselesi dünya kamuoyuna, bu bağlamda Türkiye kamuoyuna duyuruldu. O yıllarda Türkiye'de Mustafa Cemiloğlu olarak tanınan ve halkı tarafında verdiği mücadele dolayısıyla Kırımoğlu olarak anılan bu ünlü insan hakları savunucusunun hapishanede öldüğüne dair haberler çıkınca, Türkiye'de pek çok yürüyüşler, toplantılar, protestolar ve açlık grevleri yapılmıştı.
Sovyet makamları onun yaptığı açlık grevine ve dünya kamuoyunun tepkisine aldırmadan onu Sibirya'daki Omsk şehrinde yargıladılar ve 2,5 yıl ağır şartlı çalışma kampı cezasına mahkum ettiler. Kırımoğlu cezasını çekmek üzere Çin sınırındaki Primoraki Çalışma Kampı’na gönderildi.
Bir yıl sonra açık nezaret şartlarını ihlâl ettiği gerekçesiyle beşinci defa tutuklandı.. Kapalı yargılama sonucunda 4 yıl Yakutistan'daki Zıryanka Kasabası’na sürgün edildi. Mektup arkadaşlığı yaptığı Kırım Tatar kızı Safinar ile Ziryanka’da evlendi ve oğlu Hayser sürgünde Ziryanka’da doğdu. Yakutistan'dan döndükten sonra, ailesiyle birlikte yerleşmek maksadıyla Kırım'a geldi. Üç gün sonra cebren Özbekistan'a götürüldü. Yangiyul kasabasında yaşamaya başladı.
1983 yılı Kasım ayında altıncı defa tutuklandı. Taşkent'deki yargılama sonucunda üç yıl ağır şartlı çalışma kampına gönderildi. Artık geleneksel olan öncekilere benzer suçlamalarla, yani Sovyet Devleti'nin iç ve dış siyasetine iftira etmek, anti-sovyet olmak, Kızılordu'nun Afganistan'ı işgalini kınayan bir bildiriyi, Andrey Saharov ve bir kaç aydınla birlikte neşretmekle suçlandı. Ayrıca 1983 yılında Krasnodar bölgesinde vefat eden babasının naaşını yasak olmasına rağmen Kırım'a gömmeye teşebbüs etmek; bu esnada polisle ve askerle çıkan çatışmalara önderlik etmek gibi ek suçları vardı.
Magadan şehri yakınlarındaki kampta ceza müddetinin tamamlanmasına az bir zaman kala Kırımoğlu aleyhine yeni bir dava açıldı. 1986 yılı sonunda Magadan'da yargılandı ve üç yıl hapse mahkum edildi. Ancak yargılandığı haberinin alınmasıyla, Türkiye'de ve ABD'de serbest bırakılmasına yönelik başlatılan yoğun kampanyalar ve İzlanda’da Reykjavik şehrinde yapılan tarihi Gorbaçov-Reagan zirvesinde, Reagan'ın ön şart olarak aralarında Kırımoğlu'nun da bulunduğu hapisteki 5 insan hakları savunucusunun serbest bırakılmasını talep etmesi sonucunda şartlı olarak serbest bırakıldı. Siyasî faaliyetlerde bulunduğu takdirde, 3 yıllık hapis cezasını tamamlamak üzere tutuklanacaktı.
Kırımoğlu hapisten çıkınca, Kırım Tatar Millî Hareketi'nin Teşebbüs Grupları mensuplarıyla görüşerek milli faaliyetlerini sürdürdü. Arkadaşlarıyla birlikte, 1987 yılında Kızıl Meydan'da Sovyet tarihinde benzeri hiç görülmemiş Kırım Tatar gösterilerini organize etti. Bu gösteriler, gerek Sovyetler Birliği'nde gerekse hür dünyada büyük yankı yarattı ve dikkatleri Kırım Tatar meselesine çevirdi. Kırım Türkleri’ne Kırım'ın yolunu açtı.
Kırımoğlu 1989 yılı Mayıs ayında Taşkent'te toplanan Kırım Tatar Millî Hareketi Teşebbüs Grupları Genel Toplantısı’nda kurulan Kırım Tatar Milli Hareketi Teşkilâtı Başkanlığı’na seçildi. Bu teşkilâtın öncülüğünde 1991 yılında, SSCB'nin Kırım Tatarları’nın yaşadığı her yerinde yaptıkları demokratik seçimler sonucunda II.Kırım Tatar Milli Kurultayı 26 Haziran 1991'de Akmescit'de toplandı. Bu Kurultay'ın seçtiği ve Kırım Türklerini temsile yetkili en üst organ olan Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanlığı’na seçildi. Daha sonraki yenilenen seçimlerde de Kırım Tatar halkının tercihi ve teveccühü ile Millî Meclis Başkanlığı görevini sürdürmektedir.
29 Mart 1998 yılında yapılan seçimler ile Ukrayna Parlamentosu’nda Kırım Türklerini temsil eden milletvekili oldu ve yenilenen seçimler sonucunda Ukrayna Parlamentosu’nda milletvekilliği hala devam etmektedir.
Ekim 1998 yılında, Halkını sürgünden barışçı yollarla ve olağanüstü bir mücadeleyle vatanlarına döndürmeyi başardığı için Birleşmiş Milletler Mülteciler ve Kaçaklar Yüksek Komiserliği tarafından Nansen Madalyası ile ödüllendirildi. İlk defa 1954 yılında Eleanor Roosevelt’e verilmesiyle başlayan bu ödülü alanlar arasında Valéry Giscard d’Estaing (1979), Kral I.Juan Carlos (1987), Richard von Weizsäcker (1992) gibi devlet başkanları da bulunmaktadır.
2003 yılında KTMM başkanı ve Ukrayna milletvekili Mustafa Abdulcemil Kırımoğlu bakanlar kurulu kararıyla insan hakları mücadelesi, milletler arası ilişkilerin geliştirilmesine katkısı nedeniyle şeref diplomasına layık görüldü.
Yine 2003 yılında Uluslararası ilişkilerin gelişmesine ve devletin kalkınmasına şahsen sağladığı katkılardan dolayı 60. yaş günü kutlamaları vesilesiyle Ukrayna Cumhurbaşkanlığı tarafından verilen Yaroslav Mudrıy Nişanı’na layık görüldü.

Kırım Tatar milleti ve Kırım Tatar Milli Meclisi 5 Nisan 2006 akşamı Hilton Oteli’nde yapılan bir törenle Dünya Demokrasi Hareketi’nin “Demokrasi ödülü”ne lâyık görüldü.
Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Kırım Tatar halkına önderlik etmeyi ve mücadelesini büyük bir sabır ve fedakârlıkla sürdürmektedir….


(2 Oylar)
 

 222 233 09 88  
 10dktv@gmail.com