KALPAKSIZ KUVAYI MİLLİYECİ
UĞUR MUMCU
HANGİ “DEMOKRASİ”NİN ŞEHİDİ?
24 Ocak törenleri nerede olursa olsun Mumcu’nun başkaca bir yazısı, eylemi, devrimciliği yokmuşçasına aynı söz kalıpları arasına o söz sıkıştırılıyor: “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlar var!”
Söylenenlere, yazılanlara kulak veriyorsunuz; fikirden geçilmiyor; olaylar, dosyalar, tanıklar, kanıtlar bilgisi yok!
Mumcu’nun yazdıklarına bile bakmadan “Uğur Mumcu’nun İran’la bir alıp veremediği yoktu!” diyerek İran’ın, Türkiye’nin içinde bulunduğu ülkelerde İslamcı darbe için kurduğu al-Kudüs – Uluslararası İslam Ordusu’nun yetiştirdiği yerli teröristler unutturuluyor.
Böylece ulus devletlere düşmanlığı, kanlı eylemleriyle apaçık ortada olan İran diktatörleri ve onların yerli kopyaları aklanıyor!
TÜRK AYDINLARI SAĞIRDI
İran diktatörlerinin “Sevgili kardeşleri” olan Türkiye yöneticileri de bu arada aklanıveriyor. Ne diyelim ki? Allah önce bilgi versin, sonra da akıl ve fikir!
Türkiye’de İranlı göçmenler, yabancı diplomatlar ardı ardına öldürülünce Uğur Mumcu, “Bütün bunlar, Türkiye’nin İran ajanlarınca eylem alanı olarak seçildiğini kanıtlıyor.” diye yazıyordu.
O yıllarda İran’da dünyaca ünlü yazarlar, şairler, sanatçılar, İran İslam devrimi Muhafızlarına (pasdaranlar) bağlı elemanlarca boğazları telle sıkılarak öldürülüyor; ölü bedenleri bir köşeye atılıyordu.
Türkiye’nin sanatçıları, yazarları, İranlı aydınların katledilişi karşısında sessiz kaldılar. Çünkü onlar soğuk savaşın bitişini özgürlük-demokrasi çığırtkanlığıyla kutluyorlardı ve emperyalizmin kendiliğinden ortadan kalktığı inancıyla sarhoştular.
Al-Kudüs Kuvvetleri – Uluslararası İslam Ordusu Türk aydınlara her kıydığında İstanbul’da yayınlanan bildirileri, ciddi bir örgütlülükle düzenlenen sözde başörtüsü eylemlerinde kaldırılan pankartları, Humeyni’nin kızının, Hocat-ül İslamların İstanbul’daki konferansları sırasında haykırılan sloganları da duymadılar.
Birkaçını anımsatalım:
Çetin Emeç öldürüldükten sonra Hizbullahi bildiri:
“Putçu Kemalist rejim… Lanet olsun tüm laik diktatörlüklere!”
Bahriye Üçok, Turan Dursun öldürüldükten kısa süre sonra:
“Müslümanların gecikmeden ortak bir cephe belirleyip harekete geçmeleri zaruridir. Müslümanlar laik terörü ancak böyle birlik ve ortak hareket stratejisiyle yenebileceklerini unutmamalıdır.”
Amerikalı elçilik teknisyeni Marwick Ankara’da öldürüldükten ve Mısırlı elçilik memuru bombayla ağır yaralandıktan sonra:
“Uluslararası Kudüs İslam Ordusuna katılmaya hazırız!”
MUSTAFA KEMAL’LE SORUNU OLAN İRAN’IN UĞUR MUMCU İLE DE SORUNU VARDI!
Uğur Mumcu öldürülmeden bir yıl önce Hizbullahın övüldüğü toplantıda:
“Bir tağut olan Mustafa Kemal ve bir put olan Kemalizm… Ama bugün Şeyh Said’ler ayakta; bir değil binlerce sıkılmış yumruklar ve dillerinde bir şiar: Ölmedi Saidler! Kahrolsun Kemalistler!”
Uğur Mumcu öldürülmeden bir yıl önce:
“Türkiye’de İslamın onurunun nasıl savunulduğuma dost-düşman şahit olacak! Müslümanların yüzü gülüp tağutların ve laik saldırganların bahtı kararacaktır!”
İsrail elçilik görevlisinin öldürülmesinden önce ve sonra İran’ın Cumhuriye-i İslam gazetesi:
“Yine tekrarlıyoruz ki yakından tanıdığımız o Müslümanlar (suikastçılar) pek yakında siyonizme çok büyük darbe vuracak…”
“Bu olay Türkiye’nin laik yöneticileri için bir ibret dersi olmalıdır ta ki siyasi tercihlerinde halkın tercihine kayıtsız kalmasınlar.”
“Türkiye Müslüman halkı bu ihtar edici mesajı göndermekle laik rejime karşı sertlik yanlısı bir yol seçmiş ve bunu da çok hızlı bir tepkiyle göstermiştir.”
Al-Kudüs Kuvvetleri’nin mnyerli ameliyatçıları Uğur Mumcu öldürülmeden altı ay önce şunları yazıyor:
“Sömürgeci emperyalistler de gasıp Siyonistler de, faşist ve tağuti Kemalistler de pek yakında nasıl sarsıldıklarını göreceklerdir!
Yazsın tarih şimdi bunu: Zillet altında yaşamaktansa öldürülmeyi yeğleyen İslam fedaileri gelmektedir.”
“Hizbullah kükrüyor/Amerika titriyor! Her gün aşura! Her yer Kerbela! Kahrolsun laik diktatörlük!”
MUMCU’YA SUİKASTTAN 4 HAFTA ÖNCE
Uğur Mumcu öldürülmeden 28 gün önce İstanbul’da, al-Kudüs Uluslararası İslam Ordusu yerli militanlarınca kaçırılan İranlı, Çınarcık’ta işkenceyle öldürüldü. İranlı diplomat kendileriyle görüşen yerli ameliyatçıya “Bize bağlı başka ekipler de var!” dedi.
Uğur Mumcu, İmam Hatiplilerin Harbokulu’na girmelerini sağlayacak yasa değişikliğine karşı sert bir yazı yayınladı; iki gün sonra da İran merkezli al- Kudüs Kuvvetleri’nce yetiştirilen yerli Hizbullahilerce öldürüldü.
KALPAKSIZ KUVAYI MİLLİYECİ UĞUR MUMCU
Uğur Mumcu cinayetinden 7 yıl sonra Gaffar Okkan Hizbullahilerce öldürüldü. Aradan yine yıllar geçti. Ahmedinejad İstanbul’da binlerce kişi tarafından “Sardar! Sardar!” çığlıklarıyla karşılandı.
Sardar, “Kumandan” ya da “Başkumandan” demektir. Türkiye vatandaşları Ahmedinejad’ı Başkumandan olarak bağırlarına bastılar.
Sardar Ahmedinejad’ı kucaklayan Cumhurbaşkanı da Abdullah Cumhur Gül de “Sevgili kardeşim Ahmedinejad” diyerek onu konuk etti.
Eski pasdaran Ahmed-i Nejad bağırlara basılırken Uğur Mumcu’nun katlinin “failleri bulunamadı” diyenler onu azınlık milliyetçileriyle bir tutuyor ve “Demokrasi Şehidi” olarak anıyorlar.
Uğur Mumcu’nun ‘Devrim Şehidi’ , ‘Cumhuriyet Şehidi’ bir “Kalpaksız Kuvayı Milliyeci” olduğu gerçeğini unutturmak isteyenler, bilerek ya da bilmeyerek hangi karanlık saflarda yer aldıklarını yakında göreceklerdir.
Mustafa Yıldırım’ın THE GENERAL
(s. 240-243) kitabından derlenmiştir.
10dakika


