Aralık ayı yılın son ayıdır. Artık koskoca bir yıl bitmekte, yerine tamamen yeni bir yılı bazen de yeni bir asrı beraberinde getiren yeni bir yıla girmek üzereyiz. Tabiatıyla, bu yenilikler bazı dilek ümit ve talepleri de beraberinde getirmekte…
Yeni bazı planlar, projeler geliştirilir, düşünceler ortaya atılır gerçekleşenler olur; gerçekleşmeyenler de… Kısacası; yeni yılda herkes birtakım beklentilere girerler…
Benim burada sözünü etmek istediğim husus ve beklentim; kendime olduğu kadar, gerek ülkemizde ve gerekse dünya üzerinde bulunan ve benim gibi engelliler içindir.
Dünyada da 3 Aralıkta Ülkemizde de gerek 3 Aralıkta ve gerekse 9–16 Mayıs tarihleri, ENGELLİLER veya ÖZÜRLÜLER için bir hatırlanma ve hatırlatma günüdür
Yine bir 3 Aralık aradan akıp geçti. Ne yapıldı bu 3 Aralıkta? Yapılan bazı konuşmalar yanında; “Yapacağız; edeceğiz gibi içi boş bazı söz ve vaadler. Tabii her yıl olduğu gibi…
Söylence bu ya… Üst düzey bir Arap yönetici ülkemizi ziyarete gelmiştir. Ülkesine döndüğünde, kendisine Ülkemizde neler gördüğü sorulduğunda; yöneticinin verdiği cevap çok ilginçtir.
“Vallah billâh ya habiban; külli yevm içtima; külli yevm brifing!” Kısacası “Havanda su dövmekten ibaret.”
Anlatıldığına göre, Dünya üzerindeki bazı ülkelerde bizler yani ENGELLİ veya ÖZÜRLÜLER için özel okullar ve kurumlar var. Bu kurumlara özel ve tüzel kişiler her türlü maddî ve manevî desteği sağlamakta, kadrolu veya gönüllü bazı kişiler buralarda kalanları ziyaret ederler, onlarla ilgilenirler, onların rehabilitasyonu için hiçbir feragat ve fedakârlıktan kaçınmazlar.
Engelliler Okullarını gezip görenlerin anlattıklarına göre, bu okulların yöneticilerinin de engelli olduğu söylenmekte… Okulları veya Eğitim Merkezleri, tamamen engellilerin ihtiyaçlarına göre düzenlenmiş, yemekhane, yatakhane, banyo, tuvalet ve dinlenme yerleri hatta boş zamanlarında oyun oynayabileceği; eğlenebileceği yerler onların rahat bir şekilde hareket edebilmesini sağlayıcı ve kolaylaştıracağı her türlü alet ve edevatla donatılmış… Satranç oynayabileceği ve engelli sandalyesinin rahatça ve serbestçe hareket edebileceği, her türlü engele karşı, yüzme havuzlarında rahatça yüzebileceği teleferik teşkilatı bile olduğu görenler tarafından ifade edilmekte… Işık şiddetini istenilen duruma getiren, açan, kapayan uzaktan kumandalı düzeneklere kadar her şey düşünülmüş…
Sadece bunlar mı bu gibilerin hizmetlerine sunulan? Teknolojinin dev adımlarla ilerlediği, dün icat edilen bir cihazın bugün demode olduğu bir dünyada, rampaları kolaylıkla kat eden motor ve motorlu cihazlar yanında, merdiven çıkan merdiven inen robot ve makineler, dünyanın belli başlı bazı ülkelerinde biz gibi engellilerin hizmetlerine sunulmakta… Oysa bizler, bozulan, arızalanan aracımızın; yakın çevremizde onarımını yaptırabileceğimiz bir merkez bulmakta zorlanıyoruz. Olan onarım merkezleri de bizlerden bir hayli uzak…
Dünya, bunlarla uğraşır, yeni buluşların peşinde koşarken, ne yazık ki bizler; gerek ülkemizi yönetenler ve gerekse diğer büyük; üst kademelerde bulunan yöneticiler, gerek ülke sorunlarından ve gerekse kısır bazı tartışmalardan ve gereksiz bazı sanal sorunlarla uğraşmaktan bizlere ve bizim gibi hakikaten yardıma gereksinimleri olanlara ayıracak vakit pek bulamıyorlar. Onların da bizleri düşünmeleri için ille de bizim gibi bir hale uğrasınlar demek istemiyorum ama, Ülkemizin yetiştirdiği en büyük düşünürlerden biri ve büyük hiciv ustası Nasrettin Hocamızın dediği gibi, damdan düştüğü zaman, kendisine geçmiş olsun ziyaretine gelenlere söylediği sözü hatırlatmak isterim. “Beyler! Geçmiş olsun! Dilleklerinize teşekkür ederim. Ama siz bana bir damdan düşen kimse gönderin" der.
Ülkemize Ulusumuza ve tüm İnsanlık Âlemine; nice 3 Aralık’lara; 9–16 Mayıslara sağlık ve mutluluk içinde ulaşmamızı Yüce Yaratıcımızdan niyaz eder, ÖZÜRLÜ VE ENGELLİ olmayan bir yaşam dilerim.

