“Cumhuriyet’in Onuncu Yıl kutlamalarında halkı ve çocukları korumak uğruna ellerinden vazgeçen cengâver…
Kurtuluş Savaşı’nın bombacısı “Fato Ya İstiklal Ya Ölüm” roman ve senaryo yazarı Hıfzı Tan...
Sibel Erenoğlu
İĞNENİN GÖZÜNDEN
Bu gizemlikahramanın izini sürmek, Türk Sineması’nın Ana- dolu şehirleri ile yakından bağıntısını ve o günkü sinema dünyasını anlatabilmenin bir başka yolu olsa gerek…
Milli mücadeleye katılmış ve Kurtuluş Savaşı’mızda “Bombacı Hıfzı”olarak tanınmış… Biryandan da “Fato Ya İstiklal Ya Ölüm”, “Yüzbaşı Tahsin” ve “Silah Arkadaşları” filmleri ile bizleri buluşturmuş senarist bir İtfaiye Amiri...
Bu filmleri bu gün yetişkinlerin anımsanmaması mümkün değil… Özellikle resmî bayram günlerin-de, tek televizyon kanalı TRT’de mutlaka yayınlanırlardı…
Hıfzı Tan’ın 1944 yılında ya- yımlanan Fato Ya İstiklal Ya Ölüm romanı, o dönem popüler olma- sındandolayı1949’dasinemaya uyarlanıyor...
Hıfzı Tan, Türk Sineması’na hizmet veriyor…
Lütfü Akadlar, Atıf Yılmazlar sinemaya girerken o yıllarda Ana- dolu’dan da senaryolar çıkıyor… Türk Sineması’nın Tiyatrocular Dönemi’nden sonra özerkleşmeye başladığı ve özel yapımcıların yeni çıktığı 40’lı yılların sonunda üçsenaryoyu arka arkaya yazıyor…
Türk Sineması’nın dönüm noktası Fato Yaİstiklal Ya Ölüm…
İki kez filmi çekilen “Fato Ya İs- tiklal Ya Ölüm’ün” ilki 1949 yılında Turgut Demirağ tarafından çekiliyor. Bu siyah beyaz filmde başrol- lerde Necdet’i Kadri Erdoğan, Fato’yu Oya Sensev canlandırıyor.
Filmde ayrıca Sadri Alışık, Sefta Körmükçü, Ayten Kayalı da rol alıyorlar. Düşman kuvvetlerinin İzmir’e girdiği günlerde, bir köp- rüyü uçurması için görevlendirilen Yüzbaşı Necdet ile ona kılavuzluk eden Fato’nun öyküsünün anla- tıldığı filmin ilki sinemacı ve eleş- tirmenler tarafından seçilen en iyi kahramanlık filmleri arasında yer alıyor; filmin ikincisi ise renkli ola- rak 1969 yılında çekiliyor. Bu kez yönetmenliğini Feyzi Tuna yapıyor.Filmde, Ayhan Işık, Zeynep Özkan,Demir Karahan,Kadir İnanır, Devlet Devrim rol alıyorlar…
Derler ki Yüzbaşı Tahsin’de kendisini yazmıştır Hıfzı Tan… Yüzbaşı Tahsin, Hıfzı Tan’dır aslında…
Fato’nun ardından,1950 yılında yönetmen Orhan Arıburnu’nun çektiği “YüzbaşıTahsin”gelir…Oyuncular Orhan Arıburnu ,NedretGüvenç, BelkısDilligil,Gülsevim Gemiyakan, Kemal Dirim, Salih Tozan, Mehmet Aslan, Hayri Esen, Halikarnas Balıkçısı (Cevat Şakir Kabaağaçlı)’dır.
“1921 Yılı Temmuz ayında stratejik sebeplerle Sakarya’ya çekilen Milli Kuvvetler birçok yerde düşmana ağır zayiat verdiriyor, onların ileri harekâtını pekpahalıyamalediyordu. Kuyucakköyü yakınlarında düşmanın cephane kolunu havaya uçuran köylüler, düşman tarafından köy meydanında katledilmek üzere toplatılır. Kuyucak sırtlarını tutan Yüzbaşı Tahsin komutasındaki birlik, köylüleri düşmanın elinden kurtarmak için görev-
lendirilir.Köymeydanına toplatılan köylüler kurşuna dizileceği sırada Türk Süvarisi köyü basar. Birliğin komutanı Yüzbaşı Tahsin, top arabasının başında köyün çobanı tarafından ağır yaralı olarak bulunur. Köyün muallimesi Belkıs tarafından ilk tedavisi yapılır. Yüzbaşı hafızasını kaybetmiştirve geçmişe ait hiçbirşey hatırlamamaktadır. Köylü “Bizim Oğlan” adını verdiği Yüzbaşı’yı bağrına basar.Belkıs, Yüzbaşı’yı tedavi ettirmek üzere Eskişehir’deki arkadaşı Muallime Pakize’ye doktor göndermesi için mektup yazar.Geçmişini unutan Yüzbaşı ile Belkıs birbirlerini severler. Oysa Yüzbaşı, Belkıs’ın tanımadığı, Pakize’nin öldü zannedilen eşidir.”
Silah Arkadaşları ise üçüncü senaryosu Hıfzı Tan’ın.. 1962 yılında yönetmen Şinasi Özonuk’un çektiği, dram, savaş türü “Silah Arkadaşları” filmi Eskişehir’de Yazılıkaya’da çekiliyor. Eskişehir’in düşman işgalinde bir kahramanlık öyküsünü anlatıyor. Eşref Kolçak, Semra Sar, Ali Şen, Mümtaz Ener, Yavuz Cener, İlhan Hemşeri rol alıyorlar filmde…
“Hıfzı Tan çok otoriterdi…”
Eskişehir İtfaiyesi’nde 1950 yılında şoför olarak çalışmaya başlayan Mustafa Ağır onu şöyle anlatıyor… “Otuz-otuz beş mürettebat, yedi sekiz şoför, beş altı araba ve bi rhizmet binası…Hıfzı Tan,İtfaiye Amirimiz idi.Onun döneminde çalışmaya başladım ben itfaiyede. Ellerini kullanamıyordu. Ancak Katibi Mehmet Tabak sürekli yazardı… Gece yarılarına kadar daktilo sesi devam ederdi… Hıfzı Tan’ın yanından hiç ayrılma- yan her şeyine yetişen Kahraman vardı. Kahraman iyi terbiye almış bir insandı.Hıfzı Tan çok otoriterdi.”
“Cumhuriyet’in Onuncu Yıl kutlamalarında halkı ve çocukları korumak uğruna ellerinden vazgeçen cengâver…
Afyon Milletvekili ve Sağlık Ba- kanı olarak Ecevit Kabinesi’nde görev yapan Operatör Dr. Mete TananlatıyoramcasıHıfzıTan’ı…
“Nutuk’tadageçiyor.Bomba- cı Hıfzı… İstiklal Harbi’nde bütün köprüleri atan Yüzbaşı.Gazidir amcamHıfzıTan..Esasmalullüğü elden değil, harpte başından aldı- ğıkurşundan dolayıdır.
Atatürk’ün emriyle kaydı hayat şartıylaölenekadarEskişehirİtfa- iye Kumandanı olarak tayin ettiril- miştir. Demokrat Parti Döneminde görevdenalınmıştır.
Hıfzı Amcamı ilk gördüğüm za- man beşyaşımdaydım. Biz Zon- guldak’taoturuyorduk.HıfzıAm- camEskişehir’deoturuyordu.
Babam Dr. Avni Tan, Hıfzı Tan’ın ağabeyidir.Babam da Es- kişehir’in ilk başhekimidir.Babam Balkan Harbinde, Kut-ül Emma- re’de ve Hıfzı Amcamın da bulun- duğu Birinci Cihan Harbi’nde, ve İstiklal Harbi’nde cephede bulun-muşlardır.
Hıfzı Amcam, Cevdet Sunay tarafındanverilenberattayazdığı
gibiaktarıyorum.“Hıfzı EfendiAh- met Sınıf 2. Piyade İ. Mülazimiev- vel…
İbrahimHıfzıTan
1338 - 468 sicil numaralı ÜsteğmenİbrahimHıfzıTan1897yılı Kayseridoğumlu…Sınıf ve rütbesi Piyade İhtiyat Üsteğmen”
Mülazımıevvel yani mülazım- ların üstü. Bombacı Hıfzı, Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’i anlatan, Zamanı Durduran Saat kitabında Atatürk’ün Onbaşısı olarak ifade edilmiş.Yanisadeceonbaşıdeğil, Atatürk’ün Onbaşısı olmak büyük şeref.
Cumhuriyet’in onuncu yıldönümünde İtfaiye Amiri Hıfzı Tan havai fişekleri kendisi yapıyor.Akşam Köprübaşı’nda ilkokul çocuklarının da bulunduğu Göksu Köprüsü’ndehavaifişekgösterisi yapılıyor.Biritfaiyeerigetiriyorha- vaifişeğidiyorki“kumandanımbu patlamadı” Hıfzı Amcam’dan din- lediğim gibi aynen aktarıyorum: “Aldım elime havai fişeği, dinle- dim. “fıss” diye ses geliyor. O za- manpatlamadığınıanladım.Fakat bir yere de atamadım.Köprüden Porsuk’a atayım dedim. Çocuklar vardı o tarafta.Hiç kimseye zarar vermemek için bombayı ellerimle başımın üstüne havaya kaldırarak yukarıda tuttum.” O arada patlı- yor… ve iki elibirden kopuyor am- camın...
Babam o zaman Zonguldak Fransız Hastanesi operatörü.Telgraf geldi bize… “İki elim koptu ağabey.” O telgrafın üzerine babam ağladı, sızladı gitti. Am- camı ameliyat ettirdiler.Bileklerden kesiktielleri…Bunun üzerine Atatürk, onu 1933’de Viyana’ya gönderdi, el yapılsın diye.Ata- türk’ün büyüklüğüne bak! Viya- na’ya babamla beraber gittiler ve altıaykaldılar.Hıfzı Amcam’aeller yapıldı.Elleriyle döndü.Büyük bir teknisyendi Hıfzı Amcam, değme mühendislericebindençıkarır.Şo- för okulunu da Eskişehir’de ilk o açmıştır.Sirenleri Eskişehir’de ilk defa yaptırıp tatbikata koyan Hıfzı Amcam’dır.Çöp kovalarını, Eskişehir’de ilkdefa Hıfzı Amcam koydurmuştur.Sakarya Gazetesi’nde “İğnenin Gözünden” köşesini çok uzun yıllar yazdı…
Gece aklına gelirdi.Kalkın der- di.Kalkardık hepimiz.“Fato geldi… Dedi ki Yüzbaşıya…” yazdırmaya başlardı.
Fato Ya İstiklal Ya Ölüm, roman olarak yayınlandı.Popüler bir kitap oldu, bundan dolayı da sine- maya uyarlandı.Öbürlerini senaryo olarak yazdı amcam.Ankara radyosuna yazdığı skeçler de var.
Onu gördüğüm zaman ellerinin olmayışı, takma elli oluşu bende etki oluşturmuştu. Yengem mum yakardı bir yere gideceği zaman. Sigarasını oradan yakardı amcam.Realiteye çok bağlıydı, doğruluk ve hakikatten katiyen kaçmazdı.Çok zeki bir adamdı.Beyninde kurşun vardır.Kurşun alınmadı.Orada bir tümoral kitlesi vardı.Onu da ben ameliyatla almıştım.”
“Olmadı”, “Silelim”, “Yeniden yazalım” dediğini pek hatırlamıyorum…
“Zamanı Durduran Saat”… Hıfzı Tan veProf. Dr. Yılmaz Büyükerşen…
Cemalettin Taşçı, Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen ile söyleşisini kaleme aldığı “Zamanı Durduran Saat” kitabında HıfzıTan’ı şöyle anlatıyor…
……
Ama çok daha dikkatimi çeken, Hıfzı Tan’ın iki elinin olmamasıydı.
Kollarında, bileklerine bağlan- mış, üzerine parlak deri eldiven giydirilmiş iki protez el takılıydı.Bütün İhtiyaçları evinde eşi,çarşıda ise tanıdığı samimi dostlarının yardımıyla karşılanmaya çalıştırıldı.Onu her görüşümde bari tek eli olsaydı der iki elin yokluğunun böyle iri yarı babayiğit bir adam için hayatı nasıl zorlaştırdığını düşünürdüm. Protezleri bir elin doğal duruşu şeklinde yapılmıştı. Sağ el protezinin işaret parmağı ile ortaparmağı arasındaki boşlukta, çoğu zaman, arkadaşlarının, yakıp iliştirdikleri sigara bulunurdu.Gazete idarehanelerine ve çarşıdaki esnaf dükkânlarına uğradığı zaman, kahvesi ısmarlanır, orada kim bulunuyorsa kahvesini veya çayını onlar içirirlerdi.
…..
Hıfzı Bey’in, Kurtuluş Savaşı sırasındaki gerçek olayları çok canlı olarak muhafaza eden bir hafızası vardı ve onları film senaryosu haline getirebilecek bir kafa yapısına, müthiş bir belagat ile temiz bir Türkçeye sahipti… Lise mezuniyeti için bir yıl beklediğim süreç içerisinde, benim akşamüzerleri boş vaktimin olduğunu görerek, evine her gün bir saat gidip, senaryolarını daktiloda yazmamı rica etmişti. Evinde eşi bize kahve, çay ısıtır, ona kahvesini içirirken, ben evdeki daktilonun başına geçer, onun dikte ettiği film senaryolarını yazardım. Gözlerini kapatarak, Kurtuluş Savaşı’ndaki sahneleri adeta yaşayarak bana, senaryo tekniğiyle yazdırırdı.Replikler, tarifler, yönetmene tavsiyeler, hepsini o kadar düzgün cümlelerle anlatırdı ki, “Olmadı. Silelim”, “Yeniden yazalım” dediğini pek hatırlamıyorum…
10dakika,www.10dakika.tv,portre,kültür,sanat, Eskişehir





